Bütün hayvanlar eşittir.
Bay Jones’un Beyler
Çiftliği’ndeki hayvanlarla ilgilenmemesi, onları çok çalıştırmasıyla başladı
her şey. Hayvanlar toplantı yaptılar, buna son verilmesi gerektiğine karar
verdiler. Biraz şans ve kararlılıkla son verildi insanların hayvanlar
üzerindeki egemenliğine. Hayvanlar yine çalışıyorlardı; ama bu sefer
kendilerine çalışıyorlardı. Şikâyet etmediler, her gün daha çok çalıştılar. Bu
arada çiftliğin adı “Hayvan Çiftliği”
olmuştu. Napoleon ve Snowball adındaki iki domuz yönetimden sorumluydu. Her şey
güzel gidiyordu. İnsanlar, çiftliğin ününü duyup hayvanların yönetimine son
vermek istemiş; başaramamışlardı. Yiğitçe düşmanla çarpışan Snowball
onurlandırılmıştı. İşler o kadar iyi gidiyordu ki kendi kendilerine yetebilmek
için elektriklerini üretmek istediler. Snowball bir yel değirmeni fikriyle
geldi. Napoleon ile ayrılıklar burada başladı. Peri masalı bu noktadan sonra
kötü bir perinin ellerinde şekillenecekti. Snowball çiftlikten kovuldu, hain
ilan edildi. Bunu anlamlandıramayan hayvanlar bir süre sonra Napoleon’un
söylediklerinin doğru olduğuna inanmaya başladılar. Gerisi yalanlarla
kandırılan, kandırıldığının farkında olmayan çiftlik hayvanlarının hikâyesidir.
Bütün hayvanlar eşittir; ama bazı
hayvanlar öbürlerinden daha eşittir.
Kurallar fark ettirilmeden değişmiş, bu kural da
onlardan biri olmuştur. George Orwell’in
bu kitabını siyasi yönünü düşünerek ya da sonu mutlu bitemeyen bir peri masalı
olarak okumak size kalmış. Bir şekilde sizi rahatsız edecek, olanları
sorgulamanızı sağlayacak, sert bir Stalin eleştirisi. İyi okumalar.