30 Mayıs 2015 Cumartesi

Mışık*


            Bu mahalleyi görür görmez tanıdım. Evet, evet eski evimin oraları buralar. İşte köşeyi döndük, apartman göründü. Yoksa yeni taşınacağımız yer orası mı? Olabilir mi bu? Nermin o kapıya yöneldiğinde kalbim ağzımdan çıkıp gidiverecekmiş gibi hissedip ağzımı kapadım. Fakat titremelerim beni ele veriyordu. Nermin bana baktı ve gülümsedi. Bir şey demeden yoluna devam etti. Yoksa daha önce burada oturduğumu biliyor mu? Yok canım, nereden bilecek? Gençliğimde sayılır o. Merdivenleri çıkıyoruz, ikinci kat ve… Burada durduk. Üçüncü dairenin kapısını açmak için. Kim bilir kaç yıl önce durduğum dairenin kapısında. Buraya dönmek varmış kaderimde. Eğer bizim küçük haspa ayrılmasaydı patronundan, daha uygun bir yer bulmak zorunda kalmayacak, buraya uğramayacaktık bile. Adam evliydi ayol! Bizim kız, beni salak sanıyor olabilir. Hatta bu durumu benden gizlemeye gerek görmediğinden anlıyorum ki, büsbütün düşünüyor bunu. Adamla orada burada buluşmalar, normalden kısa süren ev ziyaretleri, ay karını nasıl ektin diye başlayan cümleler… Tüüü, utanmaz! Bana söylemedi; ama adam sırf karısı fark etti diye işten de sepetlemiş bunu metreslikten de. Oh olsun sana Nermin! Milletin evli adamına kuyruk sallarsan böyle olur. Üzül dur şimdi. Ben de sen üzülürken evi tekrardan bir gezeyim bakalım, eski anılarım gibi evin eski izleri de duruyor mu yerinde. Çocuk odasında oğlumun boyunu ölçtüğüm çizgiler boyanmış, mutfak dolapları ise benim tahta dolaplarım değil, yeni nesil gibi ruhsuz, saçma sapan dolaplardan. Offf! Ben dayanamayacağım galiba, zaten Nermin peşimden dolanıp duruyor. Gelip geçene bakmak en iyisi...
            İnsan pencere kenarında zamanın nasıl geçtiğini anlamıyor. Şimdiki nesil için, Nermin için pencere kenarının yerini televizyon aldı mesela. Boş boş bakıyor televizyona. Hâlbuki ben öyle miyim? Pencereden bakıyorum; ama neden bakıyorum bi’ sor. Komşuları tanıyorum, alışkanlıklarını öğreniyorum. Hem ev alma komşu al, dememişler mi? Ah, aptal bu kız aptaaal! Oturur televizyon başına, ağzından salyalar aka aka izler saatlerce. İşte çalışıyorken bile böyleydi. Hiç çevresiyle ilgilenmez, işe gider, işten gelir, adama gider ya da adam gelir, bir de televizyon izler. Kaç kere dedim, bak yapma kızım etme kızım hem yuva yıkıyorsun hem kendine yazık ediyorsun yirmi dört yaşındasın daha ve patronun olacak herif hem kel, hem fodul kem de yaşlı. Hiç kulak asmadı bana. Sevgiyle bakardı ben bunları söyleyince. Sonra kıza hakaret edince suçlu benim öyle mi? Oldu canım. Ben eski ben olacaktım ki tutardım kızı kulağından eve kapatırdım, adamı kapı dışarı ediverirdim. Zaman insanı değiştiriyor. Bu meret bizim eski komşulara da dokunmuş sanki. Hiçbirini göremedim camdan bakarken. Birinci katta bizim çaprazımızda oturan bir hanım var şimdi. Kedileri besliyor onlarla konuşuyor. Acaba kedileri anlayarak mı konuşuyor? Aman ne bileyim, kedicem çok zayıf! Nermin benimle hep öylesine konuşur, hep öylesine dinler. Sonra da gülümser. Bazen keşke şu kıza iki tokat atabilseydim diyorum. Takatim yok ki. Geçmiş artık benden öyle şeyler…
Yine öyle bakınırken alt kattaki kıpırdamalara ilişti gözüm. Orada oturan bir bey var iyi sıhhatte olsunlar uğramış gibi adamcağıza biraz. Teleskopuyla gökyüzünü izliyor şimdi. Ya da başka apartmanları gözetliyor olmasın bu sapık? Aman, aman düşman başına! Notlar falan alıyor yahu gökyüzücü herhalde. Neyse buradayız bir yere gittiğimiz yok, öğreniriz zamanla. İki tane filinta gibi oğlan girdi bir de içeri. Birini çıkarken görmüştüm, öbürünün burada oturup oturmadığını bilmiyorum. İkisi de burada oturuyorsa bizim kız şanslı. Tabi gözünü açar da azıcık uyanık olursa. Peh, ne gezeer! Göbekli keltoşa üzüldü durdu tüm gün. Eşyaları yerleştirirken hep ağladı. Aslında müstahak sana kızım. Adam yuvasını yıkar da sana mı gelir zannediyordun? Hahaaayt! Çok beklersin, ağla dur artık. Kapı çalıyor kapı. Bak bakalım kimmiş? Aaa, karşı komşu! Böyle insanlar var hala demek ki. Kurabiye getirmiş. Ben yiyemesem de bunu düşünmesi yeter kadıncağızın, şekeri tansiyonu tut tutabilirsen. İçeri davet etseydin ya kadını? Bu kız ne zaman akıllanacak yarabbi? Off, sinirden mideme ağrı girdi vallahi mide kanserinden gideceğim öte tarafa bu sefer. Bu günlük bu kadar heyecan bana yeter sanırım. Erken de olsa yatma vakti.
            Ailemi gördüm rüyamda. Hepsi bu ev yüzünden olacak. Benim herifciğim, oğlancığım yine birlikteydik. Rüyam da onlarla olan herhangi bir günüm gibi geçti. Olağandışı bir şey yoktu. Yine de mutlu uyandım. Neredeler acaba şimdi, ne yapıyorlar, diye bile düşündüm. Sonra öğrenmek istemedim. Ya bensiz mutlularsa? Buralardan gitmemin sebebi de bensiz mutlu olduklarını öğrenmem değil miydi zaten? Ah, üç numara, yine yaptın numaranı! Keşke evi ben seçebilseydim. Bu şehirden başka bir şehre taşınsaydık. Yoksa bizim kız eski patronuna yakın olmak için mi bu şehirden ayrılmadı? Bak bak kızdaki hesaplara bak sen. Bakayım bi’ ne yapıyor. Bu salonun hali ne böyle? Dün taşındık, temizledik, bugün yine her yer her yerde. Gerçi ben mi temizledim. Oturdum baktım. Temizlesin, genç daha. İçki de içmiş, öff! Yerde bira şişeleri var. Alkolik olmasın bir de bu kız başıma? Vallahi olur olur. Hiç belli olmaz şu ara. Ay, ne yapacak fosur fosur uyuyor ayyaş. Kalk kızım kalk, haydi iş ara bir şeyler yap, bak saat kaç oldu. Uyandı, anlamsız anlamsız baktı, yattı geri cibiliyetsiz. Hey allahım! Uyu madem ne yapayım. Ben de biraz gezintiye çıkarım.
            Apartmandakileri tanıdıkça yeni bir yere gelmişim gibi hissetmeye başladım. Benim önceden buralarda olduğumu hatırlatacak kimse de yok. Alışıyorum yavaş yavaş. Evim de zaten benim hatırladığım, evim dediğim yer değil. Her şey değişmiş. Duvardaki izlerden kapı, pencere, dolaplara kadar her şey farklı. Yeni yaşantım için yeni duvarlar, aman ne güzel. Bunu bulamayanlar var da insan şikâyet etmekten kendini alamıyor. Şu gökyüzücü adam değil mi? Ne yapıyor o, beni mi çağırıyor? Deli mi ne? Ne diye çağırıyor ki? Yoksa adam cidden sapık mı? Ay nerelere düştük biz böyle, üstüme iyilik sağlık! İki bahçeye çıkayım eşe dosta selam edeyim dedim, neler geldi başıma. Nermin uzak dursa bari şundan. İmdaat, yetişin komşular! Canımı zor kurtardım yahu, pis herif. Beni koşturtuyor bu yaşımda. Bezdim canımdan! Nermiiiin, a Nermin aç kızım kapıyı. Bu ne surat be böyle? Bet suratlı kadın. İş aramaya başlasana kızım sen, hadi kızım sen. Yok, bugün onun deyimiyle modunda değil, dokunmamak lazım. Bir yandan da gelecek ayı düşünmek lazım. Herhalde yaşama kısmı ona, düşünme kısmı bana ait. Ben halimden memnunum, biri daha olsa eyleme geçse hani. Olmayacak başka türlü. Şimdiki neslin de modunun olduğu gün yok gibi. Onu yapamam canım istemiyor, bunu yapamam moralim mozuk. E doğmayaydın gidinin evladı. Bizim zamanımızda canın istemezse terlik denen kuş uçar tam da başına konardı. Gıkını da çıkaramazdın. Sıkıysa çıkar. Öteki kuş da eşini özler, hemen arkasından başına tüneyiverirdi. Gerçi her şey henüz çok taze Nermin’e göre. Belki de biraz zaman lazımdır örtülmesi için tüm ayıpların, bilmiyorum. Umarım o zaman çok uzamaz, bazen gıcık olsam da bu kadar üzülmesine içim elvermiyor.
            Nermin’in ihtiyacı olan zaman geçedursun bu arada on iki numaradaki Selim Beyle, benim apartman gezintilerim vasıtasıyla muhabbeti ilerlettik. Onun da meğerse gönünde biri yatarmış. Gerçi mezarlık bekçisi gibi suratsız adam, kadın yatmasın mezardaki gibi de ne yapsın gönlünde. Anlattı da anlattı içim karardı sus da diyemedim, ayıptır diye. Bizimkiyle iyi anlaşırlardı, otururlardı suratsız suratsız. İyi çocuktu ama şimdi. Allah’ı var. Filintalardan biri elendi. Karşı komşunun çocuğu da pek düzgün bir çocuğa benziyor; bu sefer de bizimkisi yamuk. Yani ben gelin olarak bağrıma basar mıydım bilemedim. Giyiniyor açık saçık yaz kış dinlemeden. O değil de üşütürsün hasta olursun yatar kalırsın bi’ çorba yapanın olmaz. Bizimkinin de yok çorba yapanı. Ben yapamam çorba morba! Evliyken çok çalıştım, keyfime bakmak istiyorum artık. Sayesinde bakıyorum da. Ekmek elden su gölden yaşayıp gidiyorum, o da bu ara öyle yaşıyor gerçi. Hala bir iş bulamadı, bu gidişle sokaklara mı düşeceğiz bilmem. Şu depresyon mudur nedir bir an önce çıksa bari ondan…
            Nermiiin! Evladım kıs şu müziğin sesini çocuğum. Komşular rahatsız olacak bak. Sana çemkiren komşu olursa alkış tutarım, kovulursak hiiiç karışmam öylece bakarım. Beni kovacak halleri yok, yaşlı başlı kadın halimle. Ay, migrenim tuttu! Allah müstahakını versin senin çocuk. Ben kapatayım bari ne bu ses. Aaa! Salon derli toplu hayret! İçki şişesi de yok meydanda. Bizim cibiliyetsiz yine ne yapıyor ki? Yemek mi yapıyor? Zaten yaşım çok azmış gibi bir yaşıma daha girdim. Güzel yapıyor mu bakayım, beceremez şimdi bu. Yiyemem ben çok yağlı tuzlu falan. Kızım o nasıl soğan doğrama öyle ben daha küçüğüm o doğranmış zannettiğin soğandan. Bütün bütün ataydın vitamini de ölmez sana da zahmet olmaz, beceriksiz anacım bu kız öğretememişim bir şey ben buna. Hiç de gelip fikir sormaz ki. Hep burnunun dikine gider inatçı keçi. Yap bakalım, hep ziyan edeceksin nimeti. İş de bulamadın, ne kadar devam eder kızım bu böyle? Yine gülümse, hah, başka da bir şey yapma. Gülümsemek doyurur karnını zira. Keyfin de hafif yerine oturmuş oynak oynak karıştırıyorsun yemeği de. Zamanla her şey düzelir demedim mi ben? Dinleseydin beni, kova kova gözyaşı dökmeyecektin. Neyse canım yine iyi toparladın kendini. Sana bir kısmet bulma işine hız vermek lazım.
            Bugünlerde bizim Nermin gitti yerine başka bir Nermin geldi. İyi mi oldu, kötü mü oldu hiçbir fikrim yok. Şu ara bayağı mutlu gibi bizim ufaklık. Şarkılar, türküler, tepinmeler, benle dans etmeye çalışmalar gırla gidiyor bakalım. Hâlâ bir iş bulamadı. Hay bu kızın dengesizlikleri. Bu neşe niye acaba? Sonunda üzüntüden kafayı yemiş olmasın? Ay ben bu kız kafayı yerse ne yaparım, nerelere giderim? Kızı evden defeder, otururum evde bir başıma, ne yaparsa yapsın haspacık. Benim de düşündüğüm şeye bak. Kız delirmesin de. Bazen o kadar sinirleniyorum ki ne dediğimi sapıtıyorum. Şu neşeye bak gıcık olunmayacak gibi mi allahını seversen? İş bulamaz köçek gibi oynar. Tövbe tövbeee…
            Kapı çaldı. Yoksa bizimle tanışmak isteyen bir komşu daha mı? Yaşasın! Bu kız o komşuyu da kovar gibi yapmazsa iyi. Gerçi pişmiş kelle gibi gitti kapıya ya du’ bakalım, çıkar kokusu. Kim ayol bu? Hımmm. Yaşlı değil, kel değil göbekli de değil. Bu sefer turnayı gözünden vurmuşsun kız. Gerçi senin tipin değil gibi ya haydi hayırlısı. Amanın o ne evladım öyle? Ayrıl kızdan, hooop sen görürsün şimdi…
            Ay, Bu kız beni çat diye çatlatacak ortadan! Onları ayırmaya çalıştım suçlu ben oldum yine. Bi’ de odaya kapatıyor koskoca kadını. Bizim zamanımızda böyle miydi canım. Evlenmeden önce adamın suratını zor görürdün. Şimdikiler bırak suratını görmeyi daha neler neler görüyorlar, çıkan seslere bakılırsa. Şu kapıyı hallettik mi dur sen. Bekle beni sapık geliyorum o suratını yoluvereyim de gör. Nermin de aman maaşallah! Bu ne bol gönüllülük böyle… Herkese mavi boncuk veriyor. Sadece boncuk verse yine iyi... Ay, açtıracak şimdi benim bayramlık ağzımı. Sinirden öte tarafa gideceğim haberin yok Nermin, ölüyorum kızım sayende. Kına yakarsın hayırsız kadın. Dinliyor mu beni bak. Nermiiiiin!
            Odadan çıktım, Nermin’e dersini verdim. Oh olsun! Sen beni kapatır mısın oraya buraya. Ben de yoluveririm seni. İyice pataklayacak gücüm de olaydı keşke. Aman bu kadarı da yeter. Hıncımı aldım azıcık. Kızım evladım, bak aklını başına devşir. Bu çocuk bir anda nereden çıktı böyle. Hadi çıktı diyelim daha öbürü seni dehleyeli anca iki ay oldu. Bunu yeni bulduğun açık. Yeni tanıştığın insanla bu kadar yakın olunmaz. Adam bir şeylerin peşinde belli ki. Yine oynaklığının ve saflığının kurbanı olacaksın. Ben boş ver değmezdi, diyeceğim sen dinlemeyeceksin. Bu sefer bari dinle beni evladım. Dehle gitsin ayol! Gencecik kızsın başka bulamıyor musun? İlla sorunlu olanları cımbızla çekip onlarla ilişki yaşama peşindesin. Çok mu kötü davrandılar sana çocuğum küçükken? Bak yine o salak gülümseme. Yine bir şey değiştiremedim yani. Gülümsemenin anlamı bu sanırım. Ah be yavrucum…
            Yine kapı… Kesin yine o çocuktur. Okan’mış adı. Çok lazımmış gibi. Şarap da almış ah canım. Bizim salak yutar bu numaraları da ben yutmam Okan Efendiiiiii… Ayağını denk al vallahi yolarım yine. Tipin düzgün diye herkes sana kanacak mı sandın? Yok canım. Şarabı da doldurdu. Gömleği de beyazmış vah vaaah. Ben de bir kadeh alayım bari. Ay, elim kaydı! Haha! İşte böyle kalırsın. Neyse ben çok sinirlendirmeden gideyim Nermin yine ters ters bakmaya başladı. Ay, şaşı mı bu kız nedir sinirlenince bir tuhaf oluyor gözleri. Benim Nurettin’in gözlerine de pek benzettim bak şimdi. O da kızınca böyle şaşı şaşı bakardı. Bana mı oğlana mı baktığını bilemez saf saf dururdum ben de ne yapayım. Neyse kaçayım ben sinirli çiftten, biraz uyuyayım. Bu kadar heyecan yeter bana bu günlük. Yaşlı kadınım ayol, dinleneyim!
            Bu ses ne yahu? Biri mi ağlıyor nedir? Nermin? Kapı da çaldı yine. Maaşallah yolgeçen hanı gibi oldu ev, tek geçen Okan olacak zibidi. Neyse. Kızııım kapıya bak bakalım kim gelmiş? Ne diye ağlıyordun yine? Okan mı koydu seni bu hale? Okansa yoluvereyim onu bir güz… Nurettin? Allahım onun burada ne işi var? Yoksa yeni sevgilisi falan mı bu kızın. Eğer öyleyse yemin ediyorum cesedimi çiğnemen lazım. Ama beni görmesin bu halde.
            Baba? Neden geldin... Sürekli unuttuğun, ilgilenmediğin kızını neden hatırladın, paraya mı sıkıştın, ne var? Yoksa yine pişman mısın benimle ilgilenmediğin için? Çok sağol babacım ben bu masalları çocukken tükettim… Senin nerede olduğunu sorardım hep anneme. O da işi var derdi. Tabi insan büyüyünce artık bunlara karnı doymuş oluyor. Beni nereden buldun bilmek dahi istemiyorum… Tek kelime etme. Defol evimden!
            Baba mı? Ulan Nurettin kırkından sonra azanı teneşir paklar derler sen bi de çocuk mu yaptın? Sana verdiğim aslanlar gibi oğlum yetmedi mi, yoksa o kadının çocuğu mu bu? Ama çok da yıllar geçmemiş gibi. Sen hâlâ bıraktığım sen gibisin. Belki de bana öyle geliyor seni çok sevmiş olduğumdan. Daha fazla kelleşen kafanı, artan kırışıklıklarını, bir kadının olmadığını belli eden sökük ceketini görmek istememiş olabilirim sana bakarken. O kadar tuhaf bir şey ki bu, Nermin’in sevgilisi olmadığına sevinsem mi, üzülsem mi bilmiyorum. Bütün duygularım gitti ve beni tek başıma bıraktılar. Offf, Nermiiin! Şu müziğin sesini kıs kızım zaten başım çatlıyor bir de seninle uğraşmayayım şimdi, Nermiiiin! Banyoda mısın kızım ne bağırınıyorsun kendi kendine?
            Allah kahretsin senin gibi babayı ulan! Baba mı? Komik gerçekten. Sen kimsin allahın belası? Ne diye geldin bunca sene sonra, neden hatırlattın bana mutlu olmadığımı? Bir ağabeyim olduğunu mu söylemeye geldin yoksa? Çok sağ ol, ben öğrendim uzun zaman önce ağabeyimi. Annemin aynı ilkokulda olduğumuzu söyleyip ben bir şey söylerim diye göstermediği, benim de bu yüzden kimseye yaklaşamadığım ağabeyimi. Bu yüzden mutlu bir çocuk olamadım hiçbir zaman. Arkadaşlarım oyun oynarken ben uzaktan bakardım hep. Kızlarla evcilik bile oynamak istemezdim, ailenin ne olduğunu bilmediğim, çok oynarsam gerçek hayata dönmek istemeyeceğim için. Büyüyünce de değişmedi mutsuzluğum. Acaba ağabeyim mi diye düşünmekten hep benden biraz küçüklerle ya da çok büyüklerle ilişki kurdum. En azından babam olacak herifin suratını biliyordum fotoğraflardan. Hayatımı mahvettiniz daha ne istiyorsunuz benden?
            Kızıım, Nermin. İstersen ben sana gösteririm ağabeyini, oğlumu. Ah Nurettin, yaktın parçaladın herkesi şerefsiz herif! Ben de bir şey yaşadım sanırdım. Sakin ol kızım, bırak elindeki bıçağı yavrum.
            Canımı mı istiyorsunuz be? Bırakacaksanız peşimi alın sizin olsun!
            Nermin, koşturma beni evladım, yapma, duuur!
            Minnoş! Nereden çıktın sen? Niye elimi ısırıyorsun? Bırak kızım, bırak!
            Bırak kızımmış. Anan yaşındayım ben senin haspa! Önce sen bırak!
            Ay, delirdi hayvan, kızıııım. Sakin ol!
            Koca kadına? Bana? Hayvan? Bırak be bıçağı, eeeh!
            Minnoş yeminle korkulur senden. Tamam, bıraktım, sakin ol.
            Almaya çalışırsan yersin suratına cırmığı haaaa! Höyt! Bir daha böyle bir şeye kalkış yemin ediyorum çizerim suratını! Sakın bir daha böyle şeylere kalkışma evladım sen e mi? Ben onca yıl aynı yastığa baş koyduğum adamın beni aldattığını öğrendiğimde yaptım bu hatayı. Başarılı da oldum. Tekrar yaşamaya başladığımda elinden bir iş gelmeyen, kimsenin anlayamadığı bir kediydim. Benim de cezam buydu. Gerçi yaşarken de elimden pek bir şey gelmiyordu, belki gelse de yapmıyordum, o yüzden cezam buydu. Buymuş. Olsun. En azından bir kere anladın beni haa! Aferin. Gül bakalım, haaah şöyle.
            Minnoş yaaa, hey allahım!     

*Kırgızca’da kedi

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder