Bu
mahalleyi görür görmez tanıdım. Evet, evet eski evimin oraları buralar. İşte
köşeyi döndük, apartman göründü. Yoksa yeni taşınacağımız yer orası mı? Olabilir
mi bu? Nermin o kapıya yöneldiğinde kalbim ağzımdan çıkıp gidiverecekmiş gibi
hissedip ağzımı kapadım. Fakat titremelerim beni ele veriyordu. Nermin bana
baktı ve gülümsedi. Bir şey demeden yoluna devam etti. Yoksa daha önce burada
oturduğumu biliyor mu? Yok canım, nereden bilecek? Gençliğimde sayılır o.
Merdivenleri çıkıyoruz, ikinci kat ve… Burada durduk. Üçüncü dairenin kapısını
açmak için. Kim bilir kaç yıl önce durduğum dairenin kapısında. Buraya dönmek
varmış kaderimde. Eğer bizim küçük haspa ayrılmasaydı patronundan, daha uygun
bir yer bulmak zorunda kalmayacak, buraya uğramayacaktık bile. Adam evliydi
ayol! Bizim kız, beni salak sanıyor olabilir. Hatta bu durumu benden gizlemeye
gerek görmediğinden anlıyorum ki, büsbütün düşünüyor bunu. Adamla orada burada
buluşmalar, normalden kısa süren ev ziyaretleri, ay karını nasıl ektin diye başlayan
cümleler… Tüüü, utanmaz! Bana söylemedi; ama adam sırf karısı fark etti diye
işten de sepetlemiş bunu metreslikten de. Oh olsun sana Nermin! Milletin evli
adamına kuyruk sallarsan böyle olur. Üzül dur şimdi. Ben de sen üzülürken evi
tekrardan bir gezeyim bakalım, eski anılarım gibi evin eski izleri de duruyor
mu yerinde. Çocuk odasında oğlumun boyunu ölçtüğüm çizgiler boyanmış, mutfak
dolapları ise benim tahta dolaplarım değil, yeni nesil gibi ruhsuz, saçma sapan
dolaplardan. Offf! Ben dayanamayacağım galiba, zaten Nermin peşimden dolanıp duruyor.
Gelip geçene bakmak en iyisi...
İnsan
pencere kenarında zamanın nasıl geçtiğini anlamıyor. Şimdiki nesil için, Nermin
için pencere kenarının yerini televizyon aldı mesela. Boş boş bakıyor
televizyona. Hâlbuki ben öyle miyim? Pencereden bakıyorum; ama neden bakıyorum
bi’ sor. Komşuları tanıyorum, alışkanlıklarını öğreniyorum. Hem ev alma komşu
al, dememişler mi? Ah, aptal bu kız aptaaal! Oturur televizyon başına, ağzından
salyalar aka aka izler saatlerce. İşte çalışıyorken bile böyleydi. Hiç
çevresiyle ilgilenmez, işe gider, işten gelir, adama gider ya da adam gelir,
bir de televizyon izler. Kaç kere dedim, bak yapma kızım etme kızım hem yuva
yıkıyorsun hem kendine yazık ediyorsun yirmi dört yaşındasın daha ve patronun
olacak herif hem kel, hem fodul kem de yaşlı. Hiç kulak asmadı bana. Sevgiyle
bakardı ben bunları söyleyince. Sonra kıza hakaret edince suçlu benim öyle mi?
Oldu canım. Ben eski ben olacaktım ki tutardım kızı kulağından eve kapatırdım,
adamı kapı dışarı ediverirdim. Zaman insanı değiştiriyor. Bu meret bizim eski
komşulara da dokunmuş sanki. Hiçbirini göremedim camdan bakarken. Birinci katta
bizim çaprazımızda oturan bir hanım var şimdi. Kedileri besliyor onlarla
konuşuyor. Acaba kedileri anlayarak mı konuşuyor? Aman ne bileyim, kedicem çok
zayıf! Nermin benimle hep öylesine konuşur, hep öylesine dinler. Sonra da
gülümser. Bazen keşke şu kıza iki tokat atabilseydim diyorum. Takatim yok ki. Geçmiş
artık benden öyle şeyler…
Yine öyle
bakınırken alt kattaki kıpırdamalara ilişti gözüm. Orada oturan bir bey var iyi
sıhhatte olsunlar uğramış gibi adamcağıza biraz. Teleskopuyla gökyüzünü izliyor
şimdi. Ya da başka apartmanları gözetliyor olmasın bu sapık? Aman, aman düşman
başına! Notlar falan alıyor yahu gökyüzücü herhalde. Neyse buradayız bir yere
gittiğimiz yok, öğreniriz zamanla. İki tane filinta gibi oğlan girdi bir de
içeri. Birini çıkarken görmüştüm, öbürünün burada oturup oturmadığını
bilmiyorum. İkisi de burada oturuyorsa bizim kız şanslı. Tabi gözünü açar da
azıcık uyanık olursa. Peh, ne gezeer! Göbekli keltoşa üzüldü durdu tüm gün.
Eşyaları yerleştirirken hep ağladı. Aslında müstahak sana kızım. Adam yuvasını
yıkar da sana mı gelir zannediyordun? Hahaaayt! Çok beklersin, ağla dur artık.
Kapı çalıyor kapı. Bak bakalım kimmiş? Aaa, karşı komşu! Böyle insanlar var
hala demek ki. Kurabiye getirmiş. Ben yiyemesem de bunu düşünmesi yeter
kadıncağızın, şekeri tansiyonu tut tutabilirsen. İçeri davet etseydin ya
kadını? Bu kız ne zaman akıllanacak yarabbi? Off, sinirden mideme ağrı girdi
vallahi mide kanserinden gideceğim öte tarafa bu sefer. Bu günlük bu kadar
heyecan bana yeter sanırım. Erken de olsa yatma vakti.
Ailemi
gördüm rüyamda. Hepsi bu ev yüzünden olacak. Benim herifciğim, oğlancığım yine
birlikteydik. Rüyam da onlarla olan herhangi bir günüm gibi geçti. Olağandışı
bir şey yoktu. Yine de mutlu uyandım. Neredeler acaba şimdi, ne yapıyorlar,
diye bile düşündüm. Sonra öğrenmek istemedim. Ya bensiz mutlularsa? Buralardan
gitmemin sebebi de bensiz mutlu olduklarını öğrenmem değil miydi zaten? Ah, üç
numara, yine yaptın numaranı! Keşke evi ben seçebilseydim. Bu şehirden başka
bir şehre taşınsaydık. Yoksa bizim kız eski patronuna yakın olmak için mi bu şehirden
ayrılmadı? Bak bak kızdaki hesaplara bak sen. Bakayım bi’ ne yapıyor. Bu
salonun hali ne böyle? Dün taşındık, temizledik, bugün yine her yer her yerde.
Gerçi ben mi temizledim. Oturdum baktım. Temizlesin, genç daha. İçki de içmiş,
öff! Yerde bira şişeleri var. Alkolik olmasın bir de bu kız başıma? Vallahi
olur olur. Hiç belli olmaz şu ara. Ay, ne yapacak fosur fosur uyuyor ayyaş.
Kalk kızım kalk, haydi iş ara bir şeyler yap, bak saat kaç oldu. Uyandı,
anlamsız anlamsız baktı, yattı geri cibiliyetsiz. Hey allahım! Uyu madem ne
yapayım. Ben de biraz gezintiye çıkarım.
Apartmandakileri
tanıdıkça yeni bir yere gelmişim gibi hissetmeye başladım. Benim önceden
buralarda olduğumu hatırlatacak kimse de yok. Alışıyorum yavaş yavaş. Evim de zaten
benim hatırladığım, evim dediğim yer değil. Her şey değişmiş. Duvardaki
izlerden kapı, pencere, dolaplara kadar her şey farklı. Yeni yaşantım için yeni
duvarlar, aman ne güzel. Bunu bulamayanlar var da insan şikâyet etmekten
kendini alamıyor. Şu gökyüzücü adam değil mi? Ne yapıyor o, beni mi çağırıyor?
Deli mi ne? Ne diye çağırıyor ki? Yoksa adam cidden sapık mı? Ay nerelere
düştük biz böyle, üstüme iyilik sağlık! İki bahçeye çıkayım eşe dosta selam
edeyim dedim, neler geldi başıma. Nermin uzak dursa bari şundan. İmdaat,
yetişin komşular! Canımı zor kurtardım yahu, pis herif. Beni koşturtuyor bu
yaşımda. Bezdim canımdan! Nermiiiin, a Nermin aç kızım kapıyı. Bu ne surat be
böyle? Bet suratlı kadın. İş aramaya başlasana kızım sen, hadi kızım sen. Yok,
bugün onun deyimiyle modunda değil, dokunmamak lazım. Bir yandan da gelecek ayı
düşünmek lazım. Herhalde yaşama kısmı ona, düşünme kısmı bana ait. Ben halimden
memnunum, biri daha olsa eyleme geçse hani. Olmayacak başka türlü. Şimdiki
neslin de modunun olduğu gün yok gibi. Onu yapamam canım istemiyor, bunu
yapamam moralim mozuk. E doğmayaydın gidinin evladı. Bizim zamanımızda canın istemezse
terlik denen kuş uçar tam da başına konardı. Gıkını da çıkaramazdın. Sıkıysa
çıkar. Öteki kuş da eşini özler, hemen arkasından başına tüneyiverirdi. Gerçi her
şey henüz çok taze Nermin’e göre. Belki de biraz zaman lazımdır örtülmesi için
tüm ayıpların, bilmiyorum. Umarım o zaman çok uzamaz, bazen gıcık olsam da bu
kadar üzülmesine içim elvermiyor.
Nermin’in
ihtiyacı olan zaman geçedursun bu arada on iki numaradaki Selim Beyle, benim
apartman gezintilerim vasıtasıyla muhabbeti ilerlettik. Onun da meğerse gönünde
biri yatarmış. Gerçi mezarlık bekçisi gibi suratsız adam, kadın yatmasın
mezardaki gibi de ne yapsın gönlünde. Anlattı da anlattı içim karardı sus da
diyemedim, ayıptır diye. Bizimkiyle iyi anlaşırlardı, otururlardı suratsız
suratsız. İyi çocuktu ama şimdi. Allah’ı var. Filintalardan biri elendi. Karşı
komşunun çocuğu da pek düzgün bir çocuğa benziyor; bu sefer de bizimkisi yamuk.
Yani ben gelin olarak bağrıma basar mıydım bilemedim. Giyiniyor açık saçık yaz
kış dinlemeden. O değil de üşütürsün hasta olursun yatar kalırsın bi’ çorba
yapanın olmaz. Bizimkinin de yok çorba yapanı. Ben yapamam çorba morba! Evliyken
çok çalıştım, keyfime bakmak istiyorum artık. Sayesinde bakıyorum da. Ekmek
elden su gölden yaşayıp gidiyorum, o da bu ara öyle yaşıyor gerçi. Hala bir iş
bulamadı, bu gidişle sokaklara mı düşeceğiz bilmem. Şu depresyon mudur nedir
bir an önce çıksa bari ondan…
Nermiiin!
Evladım kıs şu müziğin sesini çocuğum. Komşular rahatsız olacak bak. Sana
çemkiren komşu olursa alkış tutarım, kovulursak hiiiç karışmam öylece bakarım.
Beni kovacak halleri yok, yaşlı başlı kadın halimle. Ay, migrenim tuttu! Allah
müstahakını versin senin çocuk. Ben kapatayım bari ne bu ses. Aaa! Salon derli
toplu hayret! İçki şişesi de yok meydanda. Bizim cibiliyetsiz yine ne yapıyor
ki? Yemek mi yapıyor? Zaten yaşım çok azmış gibi bir yaşıma daha girdim. Güzel
yapıyor mu bakayım, beceremez şimdi bu. Yiyemem ben çok yağlı tuzlu falan.
Kızım o nasıl soğan doğrama öyle ben daha küçüğüm o doğranmış zannettiğin
soğandan. Bütün bütün ataydın vitamini de ölmez sana da zahmet olmaz,
beceriksiz anacım bu kız öğretememişim bir şey ben buna. Hiç de gelip fikir
sormaz ki. Hep burnunun dikine gider inatçı keçi. Yap bakalım, hep ziyan
edeceksin nimeti. İş de bulamadın, ne kadar devam eder kızım bu böyle? Yine
gülümse, hah, başka da bir şey yapma. Gülümsemek doyurur karnını zira. Keyfin
de hafif yerine oturmuş oynak oynak karıştırıyorsun yemeği de. Zamanla her şey
düzelir demedim mi ben? Dinleseydin beni, kova kova gözyaşı dökmeyecektin.
Neyse canım yine iyi toparladın kendini. Sana bir kısmet bulma işine hız vermek
lazım.
Bugünlerde
bizim Nermin gitti yerine başka bir Nermin geldi. İyi mi oldu, kötü mü oldu
hiçbir fikrim yok. Şu ara bayağı mutlu gibi bizim ufaklık. Şarkılar, türküler,
tepinmeler, benle dans etmeye çalışmalar gırla gidiyor bakalım. Hâlâ bir iş
bulamadı. Hay bu kızın dengesizlikleri. Bu neşe niye acaba? Sonunda üzüntüden
kafayı yemiş olmasın? Ay ben bu kız kafayı yerse ne yaparım, nerelere giderim?
Kızı evden defeder, otururum evde bir başıma, ne yaparsa yapsın haspacık. Benim
de düşündüğüm şeye bak. Kız delirmesin de. Bazen o kadar sinirleniyorum ki ne
dediğimi sapıtıyorum. Şu neşeye bak gıcık olunmayacak gibi mi allahını
seversen? İş bulamaz köçek gibi oynar. Tövbe tövbeee…
Kapı
çaldı. Yoksa bizimle tanışmak isteyen bir komşu daha mı? Yaşasın! Bu kız o
komşuyu da kovar gibi yapmazsa iyi. Gerçi pişmiş kelle gibi gitti kapıya ya du’
bakalım, çıkar kokusu. Kim ayol bu? Hımmm. Yaşlı değil, kel değil göbekli de
değil. Bu sefer turnayı gözünden vurmuşsun kız. Gerçi senin tipin değil gibi ya
haydi hayırlısı. Amanın o ne evladım öyle? Ayrıl kızdan, hooop sen görürsün
şimdi…
Ay,
Bu kız beni çat diye çatlatacak ortadan! Onları ayırmaya çalıştım suçlu ben
oldum yine. Bi’ de odaya kapatıyor koskoca kadını. Bizim zamanımızda böyle
miydi canım. Evlenmeden önce adamın suratını zor görürdün. Şimdikiler bırak
suratını görmeyi daha neler neler görüyorlar, çıkan seslere bakılırsa. Şu
kapıyı hallettik mi dur sen. Bekle beni sapık geliyorum o suratını yoluvereyim
de gör. Nermin de aman maaşallah! Bu ne bol gönüllülük böyle… Herkese mavi
boncuk veriyor. Sadece boncuk verse yine iyi... Ay, açtıracak şimdi benim
bayramlık ağzımı. Sinirden öte tarafa gideceğim haberin yok Nermin, ölüyorum
kızım sayende. Kına yakarsın hayırsız kadın. Dinliyor mu beni bak. Nermiiiiin!
Odadan
çıktım, Nermin’e dersini verdim. Oh olsun! Sen beni kapatır mısın oraya buraya.
Ben de yoluveririm seni. İyice pataklayacak gücüm de olaydı keşke. Aman bu
kadarı da yeter. Hıncımı aldım azıcık. Kızım evladım, bak aklını başına devşir.
Bu çocuk bir anda nereden çıktı böyle. Hadi çıktı diyelim daha öbürü seni
dehleyeli anca iki ay oldu. Bunu yeni bulduğun açık. Yeni tanıştığın insanla bu
kadar yakın olunmaz. Adam bir şeylerin peşinde belli ki. Yine oynaklığının ve saflığının
kurbanı olacaksın. Ben boş ver değmezdi, diyeceğim sen dinlemeyeceksin. Bu
sefer bari dinle beni evladım. Dehle gitsin ayol! Gencecik kızsın başka
bulamıyor musun? İlla sorunlu olanları cımbızla çekip onlarla ilişki yaşama
peşindesin. Çok mu kötü davrandılar sana çocuğum küçükken? Bak yine o salak
gülümseme. Yine bir şey değiştiremedim yani. Gülümsemenin anlamı bu sanırım. Ah
be yavrucum…
Yine
kapı… Kesin yine o çocuktur. Okan’mış adı. Çok lazımmış gibi. Şarap da almış ah
canım. Bizim salak yutar bu numaraları da ben yutmam Okan Efendiiiiii… Ayağını
denk al vallahi yolarım yine. Tipin düzgün diye herkes sana kanacak mı sandın?
Yok canım. Şarabı da doldurdu. Gömleği de beyazmış vah vaaah. Ben de bir kadeh
alayım bari. Ay, elim kaydı! Haha! İşte böyle kalırsın. Neyse ben çok sinirlendirmeden
gideyim Nermin yine ters ters bakmaya başladı. Ay, şaşı mı bu kız nedir
sinirlenince bir tuhaf oluyor gözleri. Benim Nurettin’in gözlerine de pek
benzettim bak şimdi. O da kızınca böyle şaşı şaşı bakardı. Bana mı oğlana mı
baktığını bilemez saf saf dururdum ben de ne yapayım. Neyse kaçayım ben sinirli
çiftten, biraz uyuyayım. Bu kadar heyecan yeter bana bu günlük. Yaşlı kadınım
ayol, dinleneyim!
Bu
ses ne yahu? Biri mi ağlıyor nedir? Nermin? Kapı da çaldı yine. Maaşallah
yolgeçen hanı gibi oldu ev, tek geçen Okan olacak zibidi. Neyse. Kızııım kapıya
bak bakalım kim gelmiş? Ne diye ağlıyordun yine? Okan mı koydu seni bu hale?
Okansa yoluvereyim onu bir güz… Nurettin? Allahım onun burada ne işi var? Yoksa
yeni sevgilisi falan mı bu kızın. Eğer öyleyse yemin ediyorum cesedimi çiğnemen
lazım. Ama beni görmesin bu halde.
Baba?
Neden geldin... Sürekli unuttuğun, ilgilenmediğin kızını neden hatırladın,
paraya mı sıkıştın, ne var? Yoksa yine pişman mısın benimle ilgilenmediğin
için? Çok sağol babacım ben bu masalları çocukken tükettim… Senin nerede
olduğunu sorardım hep anneme. O da işi var derdi. Tabi insan büyüyünce artık
bunlara karnı doymuş oluyor. Beni nereden buldun bilmek dahi istemiyorum… Tek
kelime etme. Defol evimden!
Baba
mı? Ulan Nurettin kırkından sonra azanı teneşir paklar derler sen bi de çocuk
mu yaptın? Sana verdiğim aslanlar gibi oğlum yetmedi mi, yoksa o kadının çocuğu
mu bu? Ama çok da yıllar geçmemiş gibi. Sen hâlâ bıraktığım sen gibisin. Belki
de bana öyle geliyor seni çok sevmiş olduğumdan. Daha fazla kelleşen kafanı,
artan kırışıklıklarını, bir kadının olmadığını belli eden sökük ceketini görmek
istememiş olabilirim sana bakarken. O kadar tuhaf bir şey ki bu, Nermin’in
sevgilisi olmadığına sevinsem mi, üzülsem mi bilmiyorum. Bütün duygularım gitti
ve beni tek başıma bıraktılar. Offf, Nermiiin! Şu müziğin sesini kıs kızım
zaten başım çatlıyor bir de seninle uğraşmayayım şimdi, Nermiiiin! Banyoda
mısın kızım ne bağırınıyorsun kendi kendine?
Allah
kahretsin senin gibi babayı ulan! Baba mı? Komik gerçekten. Sen kimsin allahın
belası? Ne diye geldin bunca sene sonra, neden hatırlattın bana mutlu
olmadığımı? Bir ağabeyim olduğunu mu söylemeye geldin yoksa? Çok sağ ol, ben
öğrendim uzun zaman önce ağabeyimi. Annemin aynı ilkokulda olduğumuzu söyleyip
ben bir şey söylerim diye göstermediği, benim de bu yüzden kimseye yaklaşamadığım
ağabeyimi. Bu yüzden mutlu bir çocuk olamadım hiçbir zaman. Arkadaşlarım oyun
oynarken ben uzaktan bakardım hep. Kızlarla evcilik bile oynamak istemezdim,
ailenin ne olduğunu bilmediğim, çok oynarsam gerçek hayata dönmek istemeyeceğim
için. Büyüyünce de değişmedi mutsuzluğum. Acaba ağabeyim mi diye düşünmekten
hep benden biraz küçüklerle ya da çok büyüklerle ilişki kurdum. En azından
babam olacak herifin suratını biliyordum fotoğraflardan. Hayatımı mahvettiniz
daha ne istiyorsunuz benden?
Kızıım,
Nermin. İstersen ben sana gösteririm ağabeyini, oğlumu. Ah Nurettin, yaktın
parçaladın herkesi şerefsiz herif! Ben de bir şey yaşadım sanırdım. Sakin ol
kızım, bırak elindeki bıçağı yavrum.
Canımı
mı istiyorsunuz be? Bırakacaksanız peşimi alın sizin olsun!
Nermin,
koşturma beni evladım, yapma, duuur!
Minnoş!
Nereden çıktın sen? Niye elimi ısırıyorsun? Bırak kızım, bırak!
Bırak
kızımmış. Anan yaşındayım ben senin haspa! Önce sen bırak!
Ay,
delirdi hayvan, kızıııım. Sakin ol!
Koca
kadına? Bana? Hayvan? Bırak be bıçağı, eeeh!
Minnoş
yeminle korkulur senden. Tamam, bıraktım, sakin ol.
Almaya
çalışırsan yersin suratına cırmığı haaaa! Höyt! Bir daha böyle bir şeye kalkış
yemin ediyorum çizerim suratını! Sakın bir daha böyle şeylere kalkışma evladım
sen e mi? Ben onca yıl aynı yastığa baş koyduğum adamın beni aldattığını
öğrendiğimde yaptım bu hatayı. Başarılı da oldum. Tekrar yaşamaya başladığımda
elinden bir iş gelmeyen, kimsenin anlayamadığı bir kediydim. Benim de cezam
buydu. Gerçi yaşarken de elimden pek bir şey gelmiyordu, belki gelse de
yapmıyordum, o yüzden cezam buydu. Buymuş. Olsun. En azından bir kere anladın
beni haa! Aferin. Gül bakalım, haaah şöyle.
Minnoş
yaaa, hey allahım!
*Kırgızca’da kedi
Hiç yorum yok :
Yorum Gönder